[Dört Köşe] Otobüs İkramları

Dört Köşe
Efendim, geçen otobüs ile Yozgat’a gidiyorum, uzun yol. 10.30 otobüsü, ben tam 15 dakika önceden geldim. Bagajımı bıraktıktan sonra garaj büfelerinden birinden bir kutu kola bir de bisküvi aldım. O sırada biri laf attı “Godoşa bak parayı bayılıyor büfeye” gibi bir şey dedi. Efendilik ve büyüklük bende kalsın diye ses çıkarmadım. Onun seviyesine elbet inecek değilim, param var alıyorum.
Neyse oturduk, yanım boş olsun diye en arkanın iki önünden aldım bileti. Şerefsiz bilet satıcısı, onca yer varken otobüste benim yanıma bilet kesmiş. Elemanın biri geldi oturdu yanıma. Bir iki öf püf dedim ama oralı olmadı. Zaten ben de pek ir tırsak çıkardım sesi, belki de duymadı.
Yani ön koltuk boş kalkıp gitsene. O da gitmiyor, ben cam kenarıyım nasıl çıkayım. Sonra uyanığın biri kalktı, muavine dedi geçsem olur mu diye, geçiverdi bizim öndeki boş koltuğa. Görgüsüzler.
Terminalden çıkarken başımı cama dayadım, uyukluyorum. Derken böyle haşır haşır poşet sesleri geldi. “Aha” dedim “İkram dağıtıyorlar” Ama şimdi birden toparlansam olmaz, kıro derler. Uyuyor gibi yaptım, bir yandan da ara ara kesiyorum muavini bakayım ne kadar uzakta diye. Bu bir iki koltuk yaklaşınca doğruldum, son derece doğal bir ifade takınmaya çalıştım.
“Ne alırdınız?” diye sorunca kahve istedim. Bisküvi alıp almayacağımı sordu, “Yok kalsın” dedim, son derece kuul davrandım. Yanımdaki görgüsüz iki bisküvi aldı.
Otobüs şirketlerine buradan sesleniyorum, ikram dağıtımları hemen olsun, yoksa uyuyakalıyoruz, uyku da rezil oluyor.
T. Özak
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın
« Önceki |